Tanıtım
PinyataBÖLÜM 0 - TANITIM
✶ Tarih bırakmak istersen, burası senin <3
İlerleyen bölümlerden bir kesit, hoşunuza giderse eğer okuyup nasıl bu hale geldiklerini öğrenebilirsiniz.
✶✶✶
Jess Valmont
Gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey, taşlarla işlenmiş bir gelinlik oldu. Bir prensese layık olacak kadar zarif bu gelinlik; yer yer çamura, taze kana bulanmış ve acımasızca yırtılmıştı. Yırtılan dekoltesinden taşan bembeyaz tenine, ardından kusursuz bacaklarına kaydı bakışlarım.
Tenindeki derin yarık açıkça bir bıçak darbesini işaret ediyordu; az önce sağlam bir boğuşmadan sağ çıktığı her halinden belliydi. Buna rağmen o kibirli tavrından zerre ödün vermiyor, kanlar içindeki bacağını öne uzatmış, sabırsız bir ritim tutturmuş sallıyordu.
İnce belini saran kırmızı kuşakta oyalanıp etrafı parlak taşlarla çevrili göğüslerine tırmandım. Üzerindeki kumaş ne kadar parçalanmış olursa olsun, bu kadının duruşundaki asalet kendini gizleyemiyordu.
Gözlerimin teninde dolaşmasından rahatsız olmuş gibi hafifçe kıpırdandı. Hareketiyle birlikte boynundaki inciler ve altınlar orada olduklarını belli edercesine parladı. Bakışlarımı gözlerine çıkardım. O buz mavisi gözlerle temas ettiğim an göğsümün ortasında tehlikeli bir kıpırtı uyandı, sanki ölüm çanları benim için çalmış gibiydi.
Makyajına karışan çamur lekelerine, tenindeki taze çiziklere ve bana düşmanca fırlattığı bakışlara rağmen keskin yüz hatlarıyla hala tapılası, dokunulmaz bir tanrıça gibi duruyordu. Bu yüze daha öncesinde hak ettiği değeri vermemiş olmam şaşırtıcıydı. Kahverengi bir saç tutamı sıkı topuzundan sıyrılarak gözünün önüne düştü ve bakışlarımızı kesti. Sinirli bir nefes üfleyerek o tutamı yüzünden uzaklaştırmaya çalıştı.
İstemsizce elimi uzatmak, o saçı geriye atıp başından kaymak üzere olan duvağı düzeltmek istedim; fakat bileklerime saplanan kalın halat beni sertçe geriye çekti; ellerim arkamda, sandalyeye sımsıkı bağlanmıştı.
Neden burada olduğum, nasıl bu hale geldiğime dair anılar zihnime dökülürken bir anda elektrik çarpmış gibi sarsıldım. Nerede olduğum, etrafımdaki yıkım ve tam karşımda oturan bu kadının gerçekte kim olduğu bir sis bulutu gibi aralandı.
Bağlı parmaklarımı tırnaklarım avuçlarıma batana dek sıktım. Bu kadın sadece karımı elimden alıp öldürmekle kalmamıştı; onun intikamını bizzat beni mahvederek almış, tüm bu kan banyosunun ortasında kalbime sinsi bir zehir gibi sızıp orayı ele geçirmiş bir yabancıydı.
Ve ben, hayatımı paramparça eden tüm bu gerçekleri tam da onunla evlendiğim gün öğrenmiş acınası bir zavallıydım.
Üstüne üstlük başımıza gelen tüm bu cehennemin sorumlusu benmişim gibi gözlerimin içine baka baka haykırabiliyordu: "Bugün hayatımın en mutlu günüydü!"
İpleri bileklerimi parçalarcasına zorlarken dudaklarımdan tek bir kelime döküldü: "Neden?"
✶✶✶
Merhaba, uzun yıllar sonra ilk defa bir şeyler yazıyorum ve yazarken severek okuduğum karanlık temalarda yazmak istiyorum.
Kafamda çılgınca şeyler var. Gelin beraber yeni bir maceraya yelken açalım ve bu hikayeyi geliştirelim.
Her türlü geri dönüşünüze açığım, sadece sizden tek ricam bana söylemek istediklerinizi söylerken empati yeteneğinizi kaybetmeden yorum yapmanız.
Ayrıca, kitap kafamda bir kurgu olduğu için yazarken bazı yerleri sizde biliyormuşsunuz gibi hissediyorum jsdfkljşd. O yüzden net anlatamadığım ya da anlaşılmayan bir yer varsa lütfen söyleyin.
Sevgilerle, Pinyata ✶
vote★